Türk Tarihinde Bilinen İlk Müneccime: El-Bîbî-El-Müneccime

Tarihe baktığımızda kadınların bir meslek edinebilme serbestliği oldukça yenidir. Hatta 2 Nobel Ödüllü Marie Curie’nin seksist meslektaşları nedeniyle yaşadığı haksızlıklar da oldukça meşhurdu. Kadınların Avrupa’da istedikleri alanda meslek seçebilme ve çalışma serbestlikleri geldiğinde bile eşlerinden izin almaları gerekiyordu. Kadınlar özellikle bilim konusunda bu seksist yaklaşımlar nedeniyle tarihte iz bırakmaya oldukça geç başlamışlardır. Astroloji konusunda da geçerli olan bu haksızlık Atatürk sayesinde, diğer ülkelerden (hatta Avrupa’dan, örneğin Almanya’da 1977’ye kadar geçerli bir kanun kadının eşinden izin almasını gerektiriyordu) çok daha önce giderilmeye başlanmıştır.
Şimdi Selçuklu döneminden bir kadın müneccimi tanıyalım:

“Selçuklu sultanı I. Alâeddin Keykubâd, nucûm ilmine (astroloji) ilgi ve alâka duyan bir sultandı. Bundan dolayı, zamanın meşhur müverrihi İbn Bîbî’nin validesi el-Bîbî el-Müneccime’nin bu ilme dair olan şöhretini duymuş ve onu ailesiyle birlikte Konya’ya getirtmiştir.

İbn Bîbî’den edinilen bilgiye göre el-Bîbî el-Müneccime, Nişabur’da Safi cemaatinin reisi Kemaleddin Simnanî’nin kızı idi. Anne tarafından nucûm ilminde mükemmel bir bilgiye sahip olan Muhammed b.Yahya’nın torunu olup kendisi de bu ilmi öğrenmiş ve çok ilerletmiştir.

Yıldızlar cetveline (zâyice, horoskop) bakarak gelecek hakkında isabetli bilgiler veren, sözü kabul gören ve saygı duyulan biri olarak tanınırdı. Türk tarihinde bilinen ilk kadın müneccim olduğunu söylemek mümkündür.

İbn Bîbî, annesinin kehanetlerinin her zaman doğru çıktığını, bu sebepten Sultan Celâleddin Harezmşah’ın sık sık kendisine başvurduğunu belirtir. Sultan I. Alâeddin Keykubad’ın elçisi Kemaleddin Kamyar 1229 yılında Sultan Celâleddîn’in yanına Ahlat kapısına geldiği zaman el-Bîbî el-Müneccime’yi Sultan Celâleddîn’in yakınında görmüştür. Kadınların ilimle uğraşmaları az rastlanılan bir durum olduğu için bu hal karşısında şaşıran ve tuhaf olduğunu düşünen

Kemaleddin Kamyar, Sultan Alâeddin’in yanına döndüğünde hayretle bu hatunun durumundan bahsetmiştir. Müneccime Bîbî’nin şöhretinden haberdar olan sultan derhal onlara ulaşılmasını istemiştir. Bu sırada, Şam’da bulunan İbn Bîbî’nin ailesi Konya’ya getirilerek izzet ve ikramla karşılanırlar. İbn Bîbî’nin ailesinin Konya’ya geldikleri zamanda Selçuklu ordusu Harput’ta bulunuyordu.

Sultan ordudan gelecek felaket haberi nedeniyle endişe içerisindeydi. Ordunun durumuna dair tespitte bulunması için derhal Müneccime Bîbî’ye danışıldı. O da ordunun başarılı olacağı ve zafer müjdesi geleceği konusunda kehanette bulundu. Bunun üzerine endişeyle beklemeye koyulan sultanın merakı iyice artmıştı. Nitekim Müneccime Hatunun dediği vakitte gelen ulakların müjdeli haberi vermeleri sultanın, onun bilgisine olan güvenini daha da artırdı. Sultan ona hil’at ve kıymetli hediyeler sundu ve kendisinden ne dilerse yapılacağını söyledi. Müneccime Bîbî, eşi Mecdeddin Muhammed Tercüman için saltanat divanı kâtipliğini istedi. Derhal bu isteği yerine getirildi.

Döneme ait kaynakta geçen bu bilgiler, müneccimliğin ve bu ilmin üstadlarının Selçuklularda gördüğü itibar ve değerin ne boyutta olduğunu göstermesi bakımından son derece önemlidir. Yine Sultan II. İzzeddin Keykavus’un işlerini müneccimlerin görüşü ve takvimcilerin (mukavvem) rasadının sonucuna göre düzenlemesi de bunu teyid etmektedir.”1

 

Resim Kıptî bir Hristiyan çetesi tarafından öldürülen son İskenderiye’li astrolog ve matematikçilerden Hypatia’ya aittir. Ne yazık ki El-Bîbî’nin günümüze ulaşan bir resmi yoktur.

 

http://www.historystudies.net/Makaleler/970278604_12-T%C3%BClay_Metin.pdf

Astroloji Akademisi
Astroloji Akademisi on FacebookAstroloji Akademisi on GoogleAstroloji Akademisi on LinkedinAstroloji Akademisi on TwitterAstroloji Akademisi on Youtube
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
+ +