Hakikâti Tanımak

 

 

Farklı zamanlarda ve farklı farklı mekanlarda çeşitli kılıklara girmiş gerçeğin manüplasyonu örnekleri gördüm. Sosyal medyada da gezen çeşitli örnekler var, bazıları:

 

 

 

 

 

Bu resimlerin anlatmak istediği şey basit: "Birisinin haklı olması diğerinin haksız olması anlamına gelmez." 

Fakat genellikle dualiteye veya farklı bakış açılarına işaret eden bu anlayış "bir gerçeğin olamayacağı" önermesine örnek olarak gösteriliyor. Birden çok kişiye göre farklı gerçekler varken o halde tek bir gerçek nasıl olabilir? diyorlar.

 

 

 

 

 

 

Uzun yıllar önce 3 farklı zamanda 3 ayrı kişi tarafından Budha'nın kör adamlar ve fil hikayesine de maruz kalmıştım. Hikaye şöyle:

 

Altı kör adam vardı ve "fil" diye bir canlının var olduğunu duymuşlardı. Ancak nasıl bir canlı olduğunu bilmiyorlardı. Fil denilen bu canlının neye benzediğini öğrenebilmek için birisine danıştılar. Danıştıkları kişi "Filin vücuduna dokunarak nasıl bir canlı olduğunu öğrenebilirler" düşüncesiyle kör adamları filin yanına götürdü. 
Birinci kör file yaklaştı ve dokunma fırsatı bulamadan karnına çarpıp "Tanrım bu fil, duvardan başka bir şey değil" dedi.  
İkinci kör dişine dokunup ve kararını verdi, "Bu şey oldukça düzgün, sivri ve yuvarlakça. Fil denilen şey, mızrak gibidir aslında".
Üçüncü kör hayvana sokulup kıvrımlı hortumunu tutunca zekice atıldı: "Anladım, fil olsa olsa bir yılandır".
Dördüncü kör, filin dizine sürünce elini, "Ağaçtır" deyip, sabitleştirdi fikrini.
Beşinci kör, kulağına erişip şöyle söylendi: "En kör adam bile ne olduğunu bilir, fil yelpazedir".
Altıncı kör, filin çevresinde taranırken tesadüfen kuyruğuna dolanıp, "Anladım bu fil düpedüz bir halattır" sonucuna vardı.  

 

Bu kişiler Budha'nın hikayesinin sadece bu yukarıdaki başını anlatmışlar ve "Tüm bu adamlar doğru söylüyor, o halde tek bir gerçek nasıl olabilir?" diye sormuşlardı. Hikayenin bana sadece başı anlatıldığı için, 20li yaşlarımda olmanın da verdiği toylukla Budha'nın bir salak, sahte guru veya manüplatör olduğunu düşünmüştüm. Çünkü benim için "gerçek" açıktı. Ortada bir fil vardı ve kör adamlar sadece kısıtlı bir bilgiyle sonuca varmaya çalışıyorlardı, gerçek olarak sunulan olgu da aslında hikayenin anlatıcılarının kafasındaki terim kargaşasıydı, oturmamış soyutlamalardı ve yarı pişmiş felsefeydi, özetle "gerçeğin" tanımının daha ne olduğunu biliyor ama idrâk edemiyorlar, nesnel ilişkinliği hayal edemiyor yani kavrayamıyorlardı. 

 

Yıllar sonra internette gezinirken Budha'nın bir salak veya manüplatör olmadığını anladım. Çünkü bir tesadüf eseri hikayenin orjinal haline rastlamıştım. Budha hikayenin sonunda kör adamlara "budala" diyordu ve bütünü kavrayamadıkları için zaten kördüler. Bütünü kavrayamamış insanların bakış açıları -kendilerine doğru görünse de- hakikât aslında kesinlikle çarpık veya en iyi ihtimalle eksiktir. Her insan gerçeği, kendi bakış açısıyla değerlendirir, farklı bakış açılarını da deneyerek ve doğrulayarak yada yanlışlayarak bütünü kavramaya çalışır.  Aşağıdaki resim durumu aslında çok güzel özetliyor (Burcu Akkız'a resim ve bu konudaki sohbeti için teşekkürler):

 

 

 

Gerçeğin manüplasyonuna hemen hemen her yerde, her alanda ve her konuda rastlarız. İnsanlar kelimelerle konuşur ama çok az insan kelimelerin gerçek kavramını düşünür, çeşitli kelime oyunlarıyla var olan olgudan uzaklaşmanın/uzaklaştırmanın zaten bir terim karşılığı var hali hazırda: Demagoji. Gerçeğin manüplasyonu bilerek de yapılabilir veya bilinçsiz de gerçekleşebilir.

 

"Bilim dün yumurtaya faydalı diyordu bugün zararlı. Demek ki bilimsel gerçekler değişir, kesin değildir." Bunu da o kadar çok duydum ki ekleme yapmam gerekir. Gene aynı, bütünden bakamayan, bilimin kriterlerini, insan ve ölçüm eksiliklerini ve bilimin ilerleyiş mekanizmalarını tam idrâk edememiş bir kavram kargaşası iletişimi…

 

 

Aşırı Merküryen etki gerçeklerden uzaklaştırabilir

Bu duruma astrolojide de rastlıyoruz. Kelimelerin, gerçeğin basit ve yüzeysel bir temsili olduklarını unuttuğumuz zamanlarda bu durum ortaya çıkabiliyor. Geçtiğimiz günlerde öğrenci grubumuzda konuştuğumuz bir konu vardı: Bir doğum haritasında engelli olmanın işaretleri. Engel kelimesi direkt Satürn tarafından yönetildiği için (ve elbette olumsuz bir his de uyandırdığından) hemen aklımıza Satürn gelir. Ama engelli haritalarına baktığımızda engelin çeşidine göre farklı farklı gök cisimlerinin bağırdığını deneyimliyoruz, salt Satürn'ü değil.

Çünkü burada ilk etapta düştüğümüz yanlış "engel" kelimesini gerçek kavramının önüne çekmek. Halbuki engelli tabiri aslında bir organın kusurlu olması veya eksik olması anlamına gelir. Haliyle kelimenin asıl ifade etmeye çalıştığı bu gerçek yüzünden engelin çeşidine göre tüm gök cisimlerinden engel tespiti yapabiliyoruz. Mesela hareket kabiliyetindeki sorunlar güçlü ve sorunlu (örneğin yanık) bir Mars'tan, gözle ilgili engeller Ay'dan meydana gelebilir. 

Kelimelerle düşünmek, zihinsel olmak, terimler, ifade aracıları, terim kargaşaları, tüm bunlar Merküryen özellikler. Merkür zaten "aracı". Kelimeleri, gerçeğin anlatımı için birer temsil olarak kullandığımızı unutmamalıyız.

İlginç bir durum olarak da bu fil hikayesini bana anlatan 3 kişi de Merküryendi. Kavramlara o kadar uzaktılar ki bütünden kopuktular. e=mc2 formülünü ezberlemişler ama ifade ettiği kavramları, örneğin nesnel ilişkinliği idrâk etmekten –veya hayal etmekten– uzaktılar.

 

 

Astrolojide dengede olmayan her şey gölgedir

Bütünden kopukluğu elbette sadece Merkür'ün aşırılığı yapmıyor. Her aşırılıkta bu mümkün. Örneğin kavramların kendisini sembolize eden Jüpiter de aşırılığı anlatan bir burçtaysa yine bütünden kopuş gerçekleşir. Zira bu sefer de ortada Merkür'ün ifade ettiği bir mantık, doğrulanabilir/yanlışlanabilir kriterler, neden/sonuç ilişkileri kalmayacak, inandığına kör kütük inanmaya devam edecek. Doğru ile yanlışı ayırt edemeyen, hatta ayırt edilemeyeceğini savunan bir insan ne kadar aşağıdır! Astrolojide dengede olmayan her şey gölgedir, bunu unutmamak gerekiyor. 

 

Peki hakikâti haritalardan nasıl anlayacağız?

Daha evvel yazdığım yazılarda ve yayınladığım onlarca harita örneğimde de daha evvel rastlamış olabileceğiniz gibi hakikâti idrâk edebilmeyi haritalarımızdaki Güneş ve Aslan burcuna düşen gök cisimleri sembolize ediyor. Ayrıca aydınlanma fazındaki gök cisimleri de hakikâtin ortaya çıkışı ile ilgili. Örneğin Dolunay zamanı için -ki Ay aydınlanma fazındadır- hep bir gerçeğin ortaya çıkışından bahsederiz.

Astroloji hakikâti anlamak için elimizdeki en iyi araçlardan bir tanesi. Yeter ki kendi haritamızdaki gök cisimlerini olabildiği kadar dengeye getirmiş olalım. Yoksa hakikât önümüzde neon ışıklarla kocaman harflerle parlasa bile onu algılayamaz, karşımızdaki azizin sadece cüzdanını görmeye devam ederiz1

 

Şu yazıyı sevebilirsiniz: Haritanızdaki Aslan Burcu ve Yöneticisi Güneş

 

 

 

1Bir hırsız bir azizin sadece cebini görür.

 

Devrim Dölen
3 Mart 1977 İstanbul doğumludur. Amerika’da ve Türkiye’de faliyet gösteren çeşitli astroloji ve istatistik gruplarıyla birlikte, profesyonelliğe adım atmadan 24 yılını astroloji araştırmalarına verdi. 1999 yılından itibaren bunların bazılarını hakemli dergilerde, bazılarını da internet aracılığıyla paylaştı.

İstanbul Aydın Üniversitesi bünyesinde Türkiye’de ilk defa YÖK onaylı astroloji eğitmenliği yapmıştır. 2001 yılında ücretsiz astroloji kursu veren Türkiye’deki ilk Türkçe topluluklardan Astroloji ve Astro-Gunluk gruplarının da moderatörlerindendi. 2011 yılında ise Zodyak Astroloji Yayınevini ve bugün bir çok astrolog yetiştirmiş olan Astroloji Akademisi’ni, 2015 yılında ise astrolojimarket.com sitesini kurmuştur ve aynı yıl Astroloji Derneği'nin kurulmasına öncülük etmiştir. 2016 yılında ise Zodyak Astroloji Dergisi'ni çıkartmaya başlamıştır.

Karate'de siyah kemer sahibidir. Astrolojik tablolar, tasarımlar ve diorama yapmayı, doğayı, ekoköyleri, dalmayı, aramayı, yanılmayı ve tekrar aramayı yaşam tarzı haline getirmiştir…


Şimdiye kadar çıkmış olan yayınları:

2019 Gökyüzü Takvimi

2018 Gökyüzü Takvimi

Zodyak Astroloji Dergisi

Uranian Astroloji & Kozmobiyoloji

Asteroid Sözlüğü (Program)

Bitkiler: Astroloji & Mitoloji

Temel Seviye 1: Gezegenler & Elementler

Temel Seviye 2: Burçlar

Temel Seviye 3: Evler

Temel Seviye 4: Açılar

2015 Gökyüzü Takvimi
Devrim Dölen on EmailDevrim Dölen on FacebookDevrim Dölen on GoogleDevrim Dölen on InstagramDevrim Dölen on LinkedinDevrim Dölen on TwitterDevrim Dölen on Youtube

Hakikâti Tanımak” için 4 yorum

  • 24 Ağustos 2018 tarihinde, saat 00:38
    Permalink

    Tam doğum günümde yazılmış bir yazı. Bizi aydınlattığınız için teşekkürler. Güneş, merkür, venüs, mars gezegenlerimin hepsi aslan burcunda. Psikoloji ve felsefe ilgim sanırım hakikat arayışında olmamdanmış…

      • 25 Ağustos 2018 tarihinde, saat 15:21
        Permalink

        Teşekkür ederim 😄 umarım getirir.🙇‍♀️ Aslanda 4 gezegenimin olması psikoloji ve felsefe ilgisi verir mi yoksa yanlış mı yorumluyorum?

        • 25 Ağustos 2018 tarihinde, saat 16:23
          Permalink

          Merhaba Hybridalien, evet dolaylı olarak verir. Çünkü gerçeği arayış var. Ayrıca felsefeyi sembolize eden 9. evin ana hakimi klasiklerde Güneş’tir. Hatta Güneş 9. evde sevinir (joy) denir. Sevgiler 🙂

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Türkiye'nin Tek Astroloji Dergisi. 3 Aylık 11. sayısı yayında. Satın almak için tıklayın.